Röportaj: Abdelgadir Teguen Arim - Serhat Şabap

Sayın Büyükelçim öncelikle hoş geldiniz, bugün ‘Uluslararası Diplomasi Okulunun’ üçüncü dersinde sunumunuzu gerçekleştirdiniz. 40 ülkeden 61 katılımcının olduğu 16 hafta sürecek çok yönlü bir eğitim programını SDE Akademi olarak yürütmekteyiz. Öncelikle ‘Uluslararası Diplomasi Okulu’ hakkındaki görüş ve önerilerinizi almak isteriz.

Öncelikle programda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Çok önemli bir projeye imza atmış bulunmaktasınız. Farklı kültür ve deneyimlere sahip ‘uluslararası öğrencilerin’ bir çatı altında buluşması oldukça önemli. Katılımcı arkadaşlarımızın programdan yüksek düzeyde istifade etmesini temenni ediyorum. Öneri sorusuna yönelik ise belirtmekte fayda gördüğüm temel husus diyalog mekanizmalarının işletilmesi. Katılımcı arkadaşların birbirlerini daha iyi tanımasını sağlayacak etkinlikler de düzenlenebilir.

Sizlerin de bildiği üzere soğuk savaş sonrası düzen ile birlikte küreselleşme yaygınlık kazandı ve bilgi çağı içerisine geçiş yaptık. Bu süreçte şekillenen ve gün geçtikçe önem kazanan ‘Yumuşak Güç’ için nasıl bir değerlendirmede bulunabilirsiniz, ayrıca Cezayir’in bu noktadaki faaliyetlerini bizimle paylaşabilir misiniz?

Sizlerin de belirttiği üzere bir bilgi çağı içerisindeyiz, milyonlarca insana çok kısa sürelerde farklı vasıtalar aracılığıyla ulaşabiliyor ve kamuoyunu etkileniyorsunuz. Bu durumun ve imkânların bilinciyle iletişim imkânlarına yönelik çalışmaların arttırıldığını gözlemliyoruz. İlerleyen dönem içerinde ‘Yumuşak Güç’ politikalarının daha da önem kazanacağını çıkarımını yapmamız mümkün. Tabi ki yumuşak güç unsurları sadece iletişim aygıtlarından ibaret değil. Öğrenci değişim programları, hedef dilin yaygınlaşması, kültürel değerlerin ihraç edilmesi gibi birçok yönetimi olan bir uygulamadan bahsediyoruz. Burada önemli olan bir diğer husus ise ‘iş birlikleri’, bu noktada Cezayir bölgesel ve küresel mahiyetteki birçok oluşumun aktif üyesi. Bu oluşumlar aracılığıyla dünya ile olan entegrasyonunu arttırmakta ve uluslararası barışa katkı sunmakta. Nitekim pandemi sürecinde de birçok ülkeye tıbbi ve insani yardımda bulunarak zor zamanda farklı toplumların yanında olduk.

Covid-19 sonrası uluslararası sisteme yönelik ön görüleriniz neler? Bizi nasıl bir dünya bekliyor?

Bu süreçte tecrübe ettik ki sorunlar da çözümler de bütün dünya vatandaşlarını etkiliyor. Devletler ve toplumlar arasındaki iş birlikleri kaçınılmaz bir durumda. Uluslararası sistemde faaliyet gösteren kuruluşların ise görece etkisiz kaldığını bunu yanı sıra bölgesel örgütlerin bu süreçte dayanışma hususunda daha paylaşımcı ve aktif olduğunu gördük. Uzun vadede de bölgesel iş birliklerin önem kazınacağını ifade edebiliriz. Bizi nasıl bir dünya bekliyor sorunuza ise beklentiden ziyade temenni ile yanıt vereyim. Barışın hakim olduğu adil bir dünya görmek dileğiyle.