SDE Akademi & YTB paydaşlığında gerçekleştirilen "Uluslararası Diplomasi Okulunun" bu haftaki konuğu, Fransa Ankara Büyükelçisi Hervé Magro, "Fransa’nın Uluslararası Değişime Bakışı ve Gelecek Vizyonu" başlıklı konuşma yaptı. 

“Farklı bakış açılarına sahip olsak da farklı düşünsek de Türkiye ve Fransa’nın ortak bir geçmişi var.” diyen Fransa Büyükelçisi, Türkiye ve Fransa’nın diplomatik geçmişini anlattı. Eğitim ve iş dünyasında işbirliklerinden bahsetti.

“Bizler aynı pozisyona sahip olmayabiliriz Suriye’de, Libya’da ya da Doğu Akdeniz konusunda. Ama yine de ilişkilerimizi sağlam tutmayı başardık” dedi. Fransa’nın olaylara bakış açısının Avrupa Birliği ile birebir örtüştüğünün altını çizen Fransız Büyükelçi Magro, tüm zorluklarla mücadele etmek için Avrupa’yı güçlendirmek istediklerini söyledi.

Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Hervé Magro konuşmasında Avrupa’nın güvenliğinin önemine birçok kez vurgu yaptı.

“Avrupa Birliği’nin güvenlik konusunda İlişkileri son zamanlarda önem kazanmıştır. AB’nin savunma alanında diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirmek istiyoruz. Avrupa böyle yaparak NATO’yu görmezden gelmiyor. NATO’nun gücüne inanıyoruz ancak Avrupa Birliği ne kadar savunmaya yatırım yaparsa bu NATO’nun da yararına olacaktır.”

Fransız Büyükelçi, özellikle olaylara hızlı cevap verebilmenin önemli olduğuna işaret etti Avrupa Birliği’nin bu konuda strateji geliştireceğini söyledi.

“AB savunma ve güvenlik konusunda çalışmalar yapacak. Sivil hedeflerin güvenliğinin sağlanmasına çalışacak. AB’nin hızlı cevap verebilmek için bir savunma stratejisine ihtiyacı var. Bir belge hazırlanacak ve bu AB için yeni bir güvenlik anlayışı oluşturacak. Savunma için yeni kilometre taşları oluşacak. Avrupa’nın güvenlik endişelerine cevap verilecek. Bu strateji AB’ye büyük bir direnç sağlayacak. AB’nin savunma kapasitesi yeni ortaklıklarla artırılacak.”

Ukrayna-Rusya krizini de değerlendirdi Fransa Ankara Büyükelçisi Magro:

“Ukrayna’nın bölgesel egemenliğine, dokunulmazlığına önem veriyoruz. AB üyeleri aktif bir şekilde her müzakereye katkıda bulunacak. Diyalog sonuna kadar sürdürülmeli. Hiçbir kriz etkin diyalog olmadan çözülemez. Müttefikler bu konuda birlikte hareket etmeli.”

Türkiye ile Fransa’nın Afrika’da ekonomik rekabet haberlerini gördüklerini söyleyen Fransız Büyükelçi, “Ekonomik rekabet olabilir ama bu siyasete girmemeli” dedi, Fransa’nın Afrika kıtasında önemli projeleri desteklemeye devam edeceğini dile getirdi.

Fransa’nın Afrika’da tarihte yaptığı yanlışları kabul eden Fransız Büyükelçi, günümüzde de yine Afrika’da sömürgecilik anlayışının farklı ülkeler tarafından devam ettiğini savundu.

“Tabii ki Fransa-Afrika ilişkileri kolay ilişkiler değil, çok uzun tarihlere dayanan bir ilişkimiz var. Yanlışlar yaptık mı? Yaptık tabi. Ama bu sömürgecilik fikrini kimler finanse ediyor biliyoruz. Ruslar nasıl finanse ediyor bunu biliyoruz. Bu bir propaganda… Eskiden Afrika’da, bir Fransa vardı, bir İngiltere vardı, bir Çin vardı. Bugün bir tek Çin var. Niye kimse Çin’den bahsetmiyor? Çinler ve Ruslar Afrikalılar için mi geldi oraya? Hayır.”

Fransa’nın Afrikalılar tarafından sömürgecilikle eleştirilmesini ise “Biz sizi memnun edemiyoruz” diyerek değerlendirdi.

“Ne yaparsak yapalım, biz hatalıyız. Afrika’ya gittiğimiz zaman sömürgeciliğe devam ediyor oluyoruz. Liderleri çağırınca buna hizmet ediyoruz. Afrikalı gençleri çağırsak fikir alalım desek “yanlış olanları davet etmiş” oluyoruz. Yani biz sizi memnun edemiyoruz. İngilizler Afrika’dan çıktı gittiler, kendi menfaatlerini korumaya devam ediyorlar. Fransızlar ise hala sömürgecilikle halen suçlanmaya devam ediyorlar. Biz suçlanmaya devam edeceğiz. Ne yaparsak yapalım eleştirilmeye devam edeceğiz Afrika ile ilişkilerimiz konusunda. Ama yine de doğru anlaşılabilmek için adımlar atmaya devam ediyoruz.”

Konferansta söz alan TC Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü (Eski Paris Büyükelçisi) İsmail Hakkı Musa ise Türkiye ve Fransa ilişkilerini değerlendirdi:

“Basında hem Fransa’da hem Türkiye’de sıklıkla yazılır dile getirilir. Kıta Avrupa’sında birbirini en yakın tanıyan iki ülke varsa; bunların biri Türkiye’dir, diğeri Fransa. 1483’ten itibaren Osmanlının gönderdiği ilk özel temsilci Hüseyin Bey Fransa’ya gitmiştir. Biz o zamandan bu zamana sürekli irtibat halindeyiz. İyi zamanlar olmuş daha az iyi zamanlar olmuş. Bu uluslararası ilişkilerin doğasında var. Ama bir şeyi gördük bu zaman içerisinde Türkiye ile Fransa bir şeye birlikte el attıklarında bu fark yaratmış. Bu ülkelerin stratejik vizyon üretme kapasiteleri olduğunu bize tarih söylüyor… Türkiye ve Fransa önümüzdeki dönemde birbirlerini daha iyi anlayacak ve daha çok empati yapacaklardır. Vaktiyle önceki dönemlerde dikkate almadıkları bölgesel ve ikili ilişkileri ihtiyatla göz önünde bulundurup hem Avrupa’nın hem Afrika’nın hem diğer bölgelerin huzuruna istikrarına katkı sağlayacaklardır.”