Türkiye’nin Yeni Bir Anayasa İhtiyacı

Yazının başlığından da anlaşıldığı gibi Türkiye’nin yeni bir anayasaya, daha doğrusu yeni bir sivil anayasaya ihtiyacı var mıdır? Peki, aslında anayasa denilen kavramla ne kastedilmektedir? Yeni bir anayasa bir ülke için ne ifade etmektedir? Türkiye’de yeni bir sivil anayasa için biz vatandaşlara ne gibi görevler düşmektedir? Bu yazımızda üzerinde defalarca durulan bu konuları irdelemeye çalışacağız.

Türkiye’nin Yeni Bir Anayasa İhtiyacı

Yazının başlığından da anlaşıldığı gibi Türkiye’nin yeni bir anayasaya, daha doğrusu yeni bir sivil anayasaya ihtiyacı var mıdır? Peki, aslında anayasa denilen kavramla ne kastedilmektedir? Yeni bir anayasa bir ülke için ne ifade etmektedir? Türkiye’de yeni bir sivil anayasa için biz vatandaşlara ne gibi görevler düşmektedir? Bu yazımızda üzerinde defalarca durulan bu konuları irdelemeye çalışacağız.

 

  Anayasanın tanımından başlarsak: Anayasa, ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini belirleyen toplumsal sözleşmelerdir. Yani millet ile devlet arasında devletin nasıl yönetileceğiyle ilgili uzlaşıların toplamına Anayasa denir. Anayasa kavramı ilk olarak 1945 yılında kullanılmıştır. 1945 yılının öncesinde anayasa yerine teşkilat-ı esasiye kanunu kavramı kullanılmaktaydı. Bunun örneğini 1921 ve 1924 anayasalarında görmekteyiz. Türkiye’nin önde gelen hukukçularından Profesör Doktor Kemal Gözler anayasa kavramını eleştirmektedir. Çünkü ana ve yasa kavramlarının birleşimiyle daha doğrusu iki kelimenin tamlamasıyla oluşan bu kavramın ne ifade ettiği net olarak belli değildir. Kemal Gözler ’in düşüncesine göre teşkilat-ı esasiye kavramının kullanımı daha uygundur. Kısacası Kemal Gözler cumhuriyet döneminde ortaya çıkan anayasa kavramını değil has Osmanlı Türkçesine ait olan teşkilat-ı esasiye kavramını daha uygun görmüş ve benimsemiştir.

 

  Bilindiği gibi mevcut anayasamız 1980 askeri darbesinden sonra, bu darbeyi gerçekleştiren askerlerin silahları altında yazılmıştır. Dolayısıyla bu anayasa tamamıyla bir darbe ürünüdür diyebiliriz. Çünkü ortaya çıkan –aslında hepimizin bildiği gibi bilinçli bir şekilde çıkarılan- bir kargaşa ortamında o dönemin muvazzaf askerleri devletin yönetimine bir oldubittiye getirerek hukuksuz bir şekilde el koymuşlardır. Devletin yönetim gücünün yani milletten aldığı egemenlik yetkisinin hukuksuz bir şekilde gaspı sonucu mevcut anayasa lağvedilmiştir. Halkın iradesi sonucu görevi üzerinde bulunan hükümet düşürülmüştür ve hiyerarşik bir müdahale sonucunda o dönemin Genelkurmay Başkanı olan Kenan Evren hiçbir yetkiye dayanmayarak kendini cumhurbaşkanı ilan etmiştir. Ortaya çıkan bu darbe ortamında yönetimi ele geçiren askerler bir komisyon kurdurarak alelade bir şekilde 1982 anayasasını ilan ettirmiş, referanduma sunmuş ve yürürlüğe koymuşlardır. Peki, bir askeri darbe ürünü olan mevcut anayasamızın yerine neden yeni bir anayasa gerekmektedir?

 

  Yukarıda da izah etmeye çalıştığımız gibi mevcut anayasamız bir darbe ürünüdür. Artık “Yeni Türkiye’ye geçiş yaptık” dediğimiz bir dönemde yani milletimizin iradesinden başka devletimizin üzerinde bir gücün bulunamayacağı gerçekliliğini yaşadığımız yeni devrede ülkemiz mevcut anayasamızla yönetilemez. Çünkü devletimizin başına ancak ve ancak icazetini milletten almış bir iktidar geçebilir. Milletimizin iradesiyle işbaşı yapmış bu iktidarımızın milletin hukukunu çiğnemiş birtakım kimselerin hazırladığı bir anayasayla yönetilmesi teorik açıdan da pratik açıdan da yanlıştır, hatalıdır ve çelişkiler doğurucu niteliktedir. İşte tam da bu noktada yine milletimize her alanda eksiklik duyulan her yerde elinden geldiğince yetişen iktidarımız bu konudaki eksikliği de görmekte gecikmemiş ve “Yeni Bir Sivil Anayasa” fikrini gündeme getirmiştir. Yeni Türkiye yolunda tereddüt etmeden ilerlemekte olan iktidarımız bu konuda da her zaman yaptığı gibi milletimizin verdiği yetkiyle çalışmalara başlamıştır. İşte tam da bu noktada önümüzdeki haziran gerçekleştirilecek olan milletvekili seçimlerinin rolü devreye girmektedir. Seçimi gerçekleştiren seçmenler yani biz Türkiye vatandaşları üzerimize düşeni yapmak yükümlülüğündeyiz. Peki, bu seçimin sonucu ile yeni anayasa arasında nasıl bir bağ vardır?

 

  Anayasamızın 175. maddesine göre yeni bir anayasanın yürürlüğe girebilmesi için meclisteki milletvekillerinin beşte üçünden fazlasının oyu gerekmektedir. Yani beş yüz elli milletvekilinden üç yüz otuz milletvekilinin yeni anayasaya onay vermesi gerekir. Özetlemek gerekirse partimizin hazırlanacak yeni bir sivil anayasa için mecliste en az üç yüz otuz sandalyeye sahip olması gerekmektedir. Bu aşamada biz de iktidarımıza gereken desteği vermeli sivil bir anayasa için daha fazla çalışmalıyız. Aksi halde her hamlesi başlı başına bir hata olan bu muhalefet eliyle devletimiz bir darbe anayasasıyla yönetilmek zorunda kalacaktır.

 

 Velhasıl kelam iktidarımız elinden geldiğince milletin kendisine verdiği egemenlik yetkisini en iyi şekilde kullanmaya çalışarak devletimizin her türlü eksiğini gidermeye çalıştı çalışıyor ve çalışacaktır. Artık devletimizin sadece demokratik yollarla yönetilebileceği dost düşman herkesin gördüğü üzere aşikârdır ve böyle bir devlete sivil bir anayasa lazımdır.  

 

                                                                                                                                                                             Cihat KAYA

                                                                                                                                                  Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fak. Öğrencisi

Paylaş:

Yorumlar

Henüz yorum eklenmemiş..

Yorum Ekle




  • Yenile