Cumhuriyetten Günümüze Muhafazakârlık

Cumhuriyetten Günümüze Muhafazakârlık

SDE Akademi Kayseri 01.03.2015 Pazar günü saat 13.30’da Sayın Dr. Serkan Yorgancılar katılımıyla “Cumhuriyetten Günümüze Muhafazakârlık” başlıklı yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.

Cumhuriyetten Günümüze Muhafazakârlık

Haber: Zeynep Yıldırım

 

SDE Akademi Kayseri 01.03.2015 Pazar günü saat 13.30’da Sayın Serkan Yorgancılar katılımıyla “Cumhuriyetten Günümüze Muhafazakârlık” başlıklı yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.

Sayın Serkan Yorgancılar Türkiye’deki muhafazakâr hareketlerin neler olduğunu? Muhafazakârlıktan gençliğe ve muhafazakâr gençliğin politikleşmesine doğru ilerleyen bir çizgide Türkiye tarihini Tanzimat’tan meşrutiyete oradan cumhuriyet dönemi tek partili dönem, çok partili sisteme geçiş ve 1980 ve 1990’larda gelişen muhafazakârlığı irdelemiş bulundu. Sayın Yorgancı, Türkiye’deki birçok hareketin tarihinin çizildiğini vurgulamasına binaen İslamcı hareketlerin yazılıp çizilmediğinden dem vurmuştur. Kendisinin yazmış olduğu eserler günümüz gençliğinin İslamcı hareketlerini anlaması ve analiz edilmesinde yardımcı olacaktır.

 

Türkiye’de siyaset ve sosyoloji gelişiminde kullanılan argümanlarda en etkin kullanılan söylem ‘din’ olmuştur. Sayın Yorgancılar, bu ifadelerini kullanırken 2002 de çokça konuşulan ‘İktidar olduğunuz ama muktedir olamadınız’ söylemi üzerinden muktedir niçin olunmadığını açıkladı. Aslında bu söylem iktidarın muhalefete karşı tutumu, muhalefetin iktidara karşı tutumları, elitlerin bakış açıları gibi davranışlar körü körüne yapılan inançlar her iki tarafında bir birlerini anlayamamasına sebep olmuştur. İşte bu noktada kendi bakış açılarımız ile entelektüel bakış açılarının SDE gibi yapıların sürekliliği ve devamlılığı sayesinde olay ve olguları doğru anlama ve mukayese etme bilinci aşılayacaktır.

 

Türkiye’de muhafazakârlığın bir tarihi var ve muhafazakârlık altında gençliği tanımlıyoruz. İlk olarak İslamcılık denildiğinde Türk tarihini II. Abdülhamit ile başlatmak gerektiğini söyleyebiliriz. Sayın Yorgancılar, İslam kavramı ile İslamcılık kavramlarının farklı olduğunu beyan ederken İslam’ın kendisinin kuran ve sünnet ışığında anlamamız gerektiğini İslamcılığın ise İslam’ın kişisel hayat dışında sosyal ve politik alanlarda yol gösterici kılınmasını hedefleyen politik ve ideolojik hareketler olarak tanımlanmaktadır. Bir nevi İslami yaşayan kesin Müslüman iken Müslümanlığı yaşayan İslamcılık fikrini benimser ya da benimsemez. Yani bir Müslüman için İslamcılık, mutlak zorunlu bir şey değildir. İslamcılık, İslami referanslarla siyaset yapmak ve sorunlara cevap üretmektir.

 

Türkiye tarihinde İslamcılık denildiğinde ve farklı fikir akımlarının insan kaynaklarında anlatılan ‘üç zarf’ hikâyesinden ibaret olduğunu aktaran Yorgancılar, siyasi söylemde ‘kötüleme’, ‘kendi içindeki kişileri değiştirme’ metodu geliştirerek daima sonunu hazırlamıştır. Bu noktada İslamcılık daima Cumhuriyeti ve Batıyı kötüleme yöntemi izleyerek ortaya geçerli ve sorunları çözebilen bir argüman ortaya atamadı. İttihat ve Terakki partisini hiç sevilmediğini oysa Said Halim Paşa’nın çok sevildiğini bilmekteyiz. Ne hazindir ki Said Halim Paşa’nın Buhranlarımız adlı makalesinde dile getirdiği sorunlar günümüz tarihinde hala tartışılmakta hala çözümler üretilmektedir. Said Halim Paşa’nın deyimiyle Osmanlı İmparatorluğu’nu, cihan çok arayacak ve onun elinden alınmış yerlerde kurulan, yetersiz ve sun’i devletler, ne idarelerine tevdi ve emanet edilmiş halka, ne de devletler manzumesine faydalı, şerefli bir hizmet ifa edebilecekler. Bu topraklar üzerinde hâkimiyet ve ayrılık kavgası son bulmayacaktır. Günahın mes’ulleri de bu hakikatleri bilmeden veya unutarak hatayı irtikab edenlerdir. Sözleri günümüz tarihine ışık tutsa da biz hala aynı sorunlar üzerinde cedelleşiyoruz.  Biz hala demokrasinin hüküm koyma yetkisini meclise verdiğini, İslamcıların ise hükmün Allahın olduğunu söyleyerek karşı fikirleri analiz edemedik.

 

Muhafazakârlık 1980’den sonra kullanılmaya başlandı. 80 öncesi Dünya Müslümanları Dayanışma Birliğinin Kudüs Mitingi üzerine yapmış olduğu eylemler darbeyi beraberinde getirdi. İslami hareketlerin içerisinde yer olan MTTB, Akıncılar ve akıncı güçler kendilerini ortaya çıkarttılar.

 

Akabinde muhafazakâr gençlik 1980 öncesi ‘Mukaddesatçı Gençlik’ olarak tanımlarken 80 sonrası gençlikte bu mukaddesatçı gençliğin devamı olarak varlığını sürdürdü. Bir nevi gençlerin siyasi söylem inşa edecek bir vizyon gerçekleştiremedik.

 

Muhafazakâr gençlik daima ortada ilerleyen şiddete meyletmeyen bir geçlik var ettik. Çünkü X kuşağı ile Y kuşağı arasındaki farklılık gezi olayları ile ortaya çıktı. Y kuşağı gençlik özgürlüklerinin kısıtlanmasını istemeyen, çabuk yoldan para ve statü elde etmek isteyen bir gençlik vardı. Fakat muhafazakâr gençlik, kendi içinde bastırılan bir gençlik oldu. Bu yüzden Sayın Yorgancılar, tarikat ve cemaatlerin gençlerin fikirlerini kısıtladığı için karşı çıkmaktadır. Gençlerin özgür düşünmelerine olanak sağlamadığını ifade etmiştir. Aynı şekilde devletin aygıtlarının bile böyle bir olaya meyletmesini doğru bulmamıştır. Yani devlet olarak ya da cemaatler olarak var olan fikir söylenir gençler kabul eder ya da etmez bu yüzden özgür ortamda herkes kendini ifade edip düşünceler analiz edilebilmelidir.

 

Eğitimin sonlarına doğru soru cevap olarak işlenen derste İslamcı ve muhafazakâr gençliğin sosyal medyayı kullanabiliyor mu? 2002 ve sonrası süreçte Ak parti insan kaynaklarında anlatılan üç zarfın hangilerini gerçekleştirdi? Sorulara cevaplar arandı.  

 

 

Paylaş:



Yorumlar

Henüz yorum eklenmemiş..

Yorum Ekle




  • Yenile