Bitmeyen Tartışma: HSYK

17 Aralık operasyonu ile başlayan ve sonrasında Adli Kolluk Yönetmeliğinde yapılan değişiklikler üzerine 25 Aralık’ta Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından; değişikliklerin anayasaya ve yasalara aykırı olduğu üzerine bir bildiri yayınlanmasından sonra HSYK tekrardan ülkenin en çok tartışılan kurumu haline geldi. Bu tartışma yeni değil aksine bu kurum anayasalarda farklılık gösteren ve geçmişten günümüze kadar halen tartışıla gelmektedir.

Bitmeyen Tartışma: HSYK

17 Aralık operasyonu ile başlayan ve sonrasında Adli Kolluk Yönetmeliğinde yapılan değişiklikler üzerine 25 Aralık’ta Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından; değişikliklerin anayasaya ve yasalara aykırı olduğu üzerine bir bildiri yayınlanmasından sonra HSYK tekrardan ülkenin en çok tartışılan kurumu haline geldi. Bu tartışma yeni değil aksine bu kurum anayasalarda farklılık gösteren ve geçmişten günümüze kadar halen tartışıla gelmektedir.

Bilindiği gibi günümüz çoğulcu demokrasilerde yargı organının yönetimi ve denetimi, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerinin gereği olarak, içinde yargı mensuplarının ağırlıklı rol aldığı bağımsız yargısal idari kurullara bırakılmıştır. Bu ilkelerin yaşama geçirilmesinde ise “yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı” karşımıza çıkmaktadır. Bağımsızlık bakımından en önemli koşul yargıç ve savcıların mesleğe kabul ve atamaları da dâhil olmak üzere onları yakından ilgilendiren pek çok konuda karar veren makamın diğer devlet erklerinden bağımsız bir yapıya sahip olmasıdır. Anayasanın 159. maddesine göre, “ Hâkimler ve savcılar yüksek kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.” Anayasada açıkça belirttiği üzere bu yetki HSYK’ya verilmiştir. Yargı bağımsızlığı Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana en çok tartıştığı konulardan biridir.

1924 Anayasasında, yargıya ilişkin ayrıntılı hükümler bulunmadığı gibi, yargının yasamaya ve yürütmeye karşı bağımsızlığını sağlayacak kural ve kurumlara da yer verilmemiştir. 1924 Anayasasında hâkimlerin özlük işlerinin kimler tarafından yapılacağına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. 1924 Anayasası döneminde hâkim ve savcıların tayin ve terfi işleri Adalet Bakanlığınca yapılmıştır. Bu dönemde bakanın bütün hâkim ve savcılar üzerinde denetim yetkisi vardı. 1961 Anayasası ile adalet yönetiminde ilk kez “Yüksek Hâkimler Kurulu” ile “Yüksek Savcılar Kurulu” olmak üzere birbirinden ayrı iki kurum oluşturulmuştur. İlk halinde Yüksek Savcılar Kurulu ile ilgili düzenleme bulunmayan 1961 Anayasasında, 1971’de askeri cunta güdümünde değiştirilen anayasa değişikliği ile beraber Yüksek Savcılar Kurulu da düzenlenmiştir.  Ancak 1971 askeri müdahalesinden sonra Anayasada yapılan değişiklikle Yüksek Hâkimler Kurulunun üye sayısı ve üye seçim sistemi değiştirilmiştir. Kurulun asıl üye sayısı on sekizden on bire indirilirken, Kurulun üyelerini belirleme yetkisi de yalnızca Yargıtay Genel Kuruluna tanınarak seçkinci bir anlayış benimsenmiştir. Değişiklikten önce üyeleri Yargıtay Genel Kurulu, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosu ve hâkimlerin kendi aralarında seçimi ile seçiliyordu. Yapılan değişlikle Adalet Bakanlığına kurulda oy verme hakkı da getirilmiştir.

Kurul, 1982 Anayasasının 159. maddesinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu adıyla düzenlenmiştir. 1982 Anayasası da HSYK ile ilgili olarak yargı bağımsızlığıyla bağdaşmayan bazı düzenlemeler getirmiştir. Faaliyete başladığı günden itibaren yargıyla ilgili tartışmaların odağında yer almıştır. Her şeyden önce Anayasa, 2010 değişikliği öncesinde HSYK kararlarının tümünü yargı denetimi dışında tutmuştur. HSYK’nın üye sayısı ve üyelerinin kaynağı dikkate alındığında 2010 Anayasa değişikliğinden önceki halinin de demokratik hukuk devleti açısından eksiklik sayılabilecek bir düzenleme olduğu görülmektedir. Buna göre HSYK’nın 7 üyesi bulunmaktadır ve Adalet Bakanının ve Bakanlık müsteşarının üye olduğu Kurul’un 3 asıl ve 3 yedek üyesi Yargıtay, 2 asıl ve 2 yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından seçilmektedir. Kurulun üyelerinin ikisi dışında tümünün yüksek yargı organı üyeleri arasından seçilmesi eleştiri konusu olmuştur. Yargı bürokrasisi üzerinde önemli yetkileri olan Kurulun bu özelliği, bir çeşit kast zihniyetine sahip yargı teknokrasisinin oluşmasına neden olur. Kooptasyon adı verilen bu sistem yargının toplumdaki değişimlere duyarsız kalmasına yol açabilecektir. Kurulun Başkanı, Adalet Bakanı olması Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesi olması, Kurulun bağımsız bütçesi ve sekretaryası olmaması Sekretarya hizmetleri Adalet Bakanlığınca yerine getirilmesi, hâkim ve savcıların denetlenmesinden sorumlu Teftiş Kurulu Bakanlığa bağlı olması yürütmenin yargı üzerinde baskı kurmasına ve yargı üzerinde müdahalesine imkân tanınmasına olanak sağladığı için yargının bağımsızlığı zedeleyen düzenlemelerdir.

12 Eylül 2010’da referandum sonucu yapılan anayasa değişikliği ile HSYK’nın yapısı ve işleyişi değişmiştir. Yeni düzenleme HSYK’nın üye sayısını artırmakla kalmamış (22 asıl 12 yedek), sadece yüksek mahkemelerden (Yargıtay ve Danıştay) üye seçilmesi yerine birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından da üye seçilmesine olanak vermiştir. HSYK’nın üye kaynağının çeşitlendirilmesini sağlayan usul, kurulda tek tip ve bürokratik bir üye profilinin oluşma ihtimalini zayıflatmıştır. Belli bir ideolojik yapının yargı bürokrasisinin üst yapılanmasında ağırlık kazanması durumunda bu yapının HSYK aracılığıyla tüm yargı erkini denetim altına alma imkânı bu düzenlemeyle zayıflatılmıştır ve karma bir yapı oluşturulmuştur. HSYK’nın 22 üyesinden toplam 10 üyesinin adli ve idari ilk derece mahkemelerinde görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış olan hâkimler arasından seçilmesi ile HSYK bürokratik seçkinci bir yapıdan önemli ölçüde uzaklaştırmıştır. Yapılan değişiklikle Adalet Bakanlığının yetkilerinin önemli ölçüde sınırlandırılmış, Müsteşarın Kuruldaki etkisinin azaltılmıştır, böylece Kurulda yasama ve yürütmenin etkisinden uzak, bağımsız bir yapı tesis edilerek bu sayede bireysel bağımsızlıkların korunması hedeflenmiş olmasına rağmen Adalet Bakanının yetkileri yargı bağımsızlığına tehdit olmayacak düzeye inmemiştir. Adalet Bakanı Genel Sekreterin belirlenmesinde, Kurul gündeminin oluşturulmasında, disiplin soruşturmasının yapılmasına izin verip vermeme konusunda hala yetkilidir. Adalet Bakanı dairelerin işleyişinde herhangi bir role sahip olmamasına rağmen Genel Kurulda bulunarak daire kararlarına karşı itiraz aşamasında Kurulu etkileme pozisyonundadır. Getirilen önemli bir yenilik de HSYK’nın meslekten çıkarma kararlarına ilişkin olarak yargı mercilerine başvurabilmenin yolunun açılmasıdır. Buna karşın HSYK’nın diğer kararlarına karşı yargı yoluna başvurulamayacak olması önemli bir eksiklik olarak varlığını sürdürmektedir. Kurulun daireler halinde çalışması, sekretaryanın kurula bağlanması, genelge düzenlenme yetkisi Kurula verilmesi, bakanlıktan ayrı binada hizmet vermesi, Teftiş Kurulunun HSYK’ya bağlanması ve etkin iç itiraz sistemi kurulması diğer önemli olumlu değişikliklerdir. 1982 Anayasasında 2010 yılında yapılan değişikliklerle HSYK’ya yöneltilen eleştiriler kısmen giderilmiştir. Her şeyden önce Kurulun oluşum biçimi değiştirilerek, üye sayısı artırılmış, üye kaynağı çeşitlendirilerek kooptasyon ihtimali azaltılmış olmasına rağmen yargı bağımsızlığının sağlanması için yeterli değildir. HSYK’nın üye seçiminde TBMM’ye yer verilmemesi Kurulun demokratik meşruiyetinin sorgulanmasına yol açmaktadır. İkinci olarak da HSYK’nın sadece meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolunun açılması, bunun dışında verdiği kararların kesinlik ifade etmesi yargı bağımsızlığını zedeleyen bir durumdur. Kurul idari görevleri olan bir kuruluş olduğu için tüm kararlarına karşı yargı yolunun açık olması gerekmektedir. Adalet Bakanı ve Müsteşarın yetkileri, özellikle hâkim ve savcılara ilişkin disiplin ve soruşturma üzerindeki bakanın yetkisi halen tartışma konusu olarak devam etmekte ve değiştirilmesi gerekmektedir.

Son olarak 2014’te yapılan değişikliklere değinecek olursak 17 Aralık operasyonu ve 25 Aralık’ta HSYK bildiri yayınlaması üzerine hükümet tarafından HSYK’nın yapısını değiştirecek 43 maddelik “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun” yapıldıktan sonra Cumhurbaşkanının onayıyla yürürlüğe girdi. HSYK tarafından yapılan bildiri 13 üyesi tarafından yapılmıştır idari kurulun böyle bir açıklama yetkisi bulunmamaktadır ve yapılan açıklama doğru değildir bu bildiriyi yayınlayanların derhal istifa etmeleri gerekirdi. Bunun üzerine HSYK içinde ayrı bir grubun Kurulu ele geçirmeye çalıştığı ve yargı üzerinde vesayet kurmaya çalıştığı eleştirileri yapılmıştır. Yapılan değişiklikle Adalet Bakanının yetkisi artırılmıştır ve Kurulun bazı yetkileri Adalet Bakanlığına ve Türkiye Adalet Akademisine verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, HSYK’nın yapısını değiştiren kanunun, Adalet Bakanına verilen yetkilerini düzenleyen hükümlerinin büyük çoğunluğunu iptal etti, Adalet Akademisi ile ilgili bölümlerinin iptal istemini ise reddetti.

Hâkimleri ve savcıları düzenleyen kurul ve bu bağlamda yargı sistemi yukarıda izah etmeye çalıştığım üzere, cumhuriyetin kuruluşundan beri sürekli değişikliğe uğramakta, tartışılmakta ve eleştirilmektedir. Geçmişten beri bazı hükümetler, kişiler ve odaklar tarafından yargının sürekli kendi kontrolleri altında ve yönetiminde olunması istenilmiştir. 1961 Anayasasında ve 2010 Anayasa değişikliğinde yargı bağımsızlığı sağlanmaya çalışılmışsa da hiçbir dönem tam olarak sağlandığı söylenemez. Bundan sonra da yapılacak değişikliklerde hukukun üstünlüğü,  yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı amacıyla yapılmadığı sürece biz bu konuyu daha uzun yıllar tartışmaya devam ederiz.                                                                                                                

                                                                                                                                                               ABDULLAH ELİNÇ

                                                                                                                                              KKÜ HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ

KAYNAKÇALAR

Yard. Doç. Dr. Cemal BALTACI - Demokrasi ve Yargı Bağımsızlığı Bağlamında Türkiye’de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

İbrahim OKUR – Anayasa Değişikliği Çalışmaları Çerçevesinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Yapısı Üzerine Düşünceler

Prof. Dr. Sibel İNCEOĞLU - Yeni Anayasada Bağımsız Bir Yargı İçin Neler Yapmalı? Uluslararası Belgeler Işığında Öneriler

Doç. Dr. Murat Yanık - Karşılaştırmalı Hukuk ve Uluslararası Standartlar Işığında HSYK’nın Oluşumu, Çalışma Şekli ve Kararlarının Denetimi

Paylaş:

Yorumlar

Henüz yorum eklenmemiş..

Yorum Ekle




  • Yenile